|
|
June 05
|
beyaz martılar
|
|
sahilde dolaştım dün gece yine, yanlızlığımı paylaştı beyaz martılar, bir vefasız yüzünden yıkılmıştım, benimle dertleşti beyaz martılar... kumlara yazdım ismini hediye, bir kalp çizdim yanına sen gir diye, dalgalar ismini sildiler diye, denize küstü beyaz martılar... onlara dün gece seni anlattım, dalga seslerinden ninni dinlettim, dertsiz başlarını benle dertli ettim, sana sitem etti beyaz martılar... beni terketmene inan kızdılar, gökyüzüne intikam diye yazdılar, sahilde sana mezar kazdılar, ölmeni istediler beyaz martılar.... |

|
Şimdi Git
|
|
Dur gitme, Ama bekleme,sana kal demem Çünkü onunsun artık sen Beddua etmem korkma,mutlu ol sadece Ben senin ardından ağlasamda hergece
Dur gitme, Bİr''hoşçakal'' demeden mi gidiyorsun? Saçma ama ilk tanışmamızı hatırlıyor musun? Evet,duyar gibiyim keşke dediğini Vebilkibendekeşkediyorum görmeseydim seni Ama nerden bilebilirdik dostça başlayan Ve delicesine biraşkla sonuçlanan Sana olan aşkımın eşi benzeri yok bence Sen, sen gidiyorsun ben ağlıyorum her gece
Dur gitme, Arkanda çaresiz bıraktığın gencin Bir isteği var dinler misin? BENİ UNUTMA....
Şimdi git yolun açık olsun En sadık dostun mutluluk olsun.. |
Yanımdayken Aradım Seni
Sen varken de aradım seni, yokluğunda olduğu gibi, belki seversin diye beni, çözmeye çalıştım seni....
karanlıkta aradım seni, korkmadan, soğuk kaldırımlarda aradım, bıkmadan, artık bıktım yokluğundan, soruyorum seni, her tanıdığından....
sensizliği kaldıramam bilirsin, bilirsin de nerdesin, sen şu yarama tek çaremsin, sen hergün ağlattığın yüreğimsin....
satırları senle doldurdum, her geçene seni sordum, hiçbir şeyden değil, sensizlikten yoruldum, artık kalbime adını koydum...
Mutluluk, Naftalin kokan sandıklarda gizlidi. Sevgiyse kör ve topal. Ondandır hazan hüznü kokan acılar omuzlarımda. Yüreğim aksak, umutlarım kırık
Yalnızlığı dağıtacak rüzgarlar bekliyorum, Seni düşününce buz kesen kalbimi ısıtacak. Mektuplar yazıyorum, adres "kalbim"
Okuyorum defalarca, Her kelimesi SENİ SEVİYORUM.. Ne zordur bilir misin kendine mektup yazmak Dönüp, dönüp tekrar seni okumak.
Aynaya bakıyorum sen Kalbime bakıyorum sen Ayrılığın sesi hala kulaklarımda Kanatlarımı açtım gidiyorum hayatımın sonbaharına

Yokluğun Aşk Ayazı
önce istanbul düştü toprağa herkes öldü sandım kim varsa sen yoktun geceler ağlıyordu hıçkıra hıçkıra hemde
melekler omuzlarımda kurşuna dizildi göklere yükseldiler tek tek kimsesizdim
gözyaşlarım düştü toprağa herkes çamur oldu sandım kim varsa sen yoktun diken büyüyordum bağıra bağıra hemde
sokak ortasında günlerim yırtıldı güz yaprağın içinde sakladım kendimi ölüm siyahtı,görmediler sen yoktun
sen yoktun tarihimi yaktılar dün gece ateşe verdiler ne varsa topunu birden adım adım cehennem yürüdüm ölüm siyahtı ,görmediler sen yoktun
sen yoktun bir vapur düştü toprağa herkes martı oldu sandım kim varsa yağmur koşuyordum çığlık çığlık hemde
sonra bir şarkı düştü toprağa herkes sen oldu sandım kim varsa sen yoktun aşk üşüyordum ayaz ayaz hemde
Hiç bir ağaç bahar gelince saklamaz çiçeklerini gökyüzünden. Hiç bir çiçek kollarını kapatmaz Ona koşup gelen arıya. Kollarını kapattın, çiçekleri sakladın sen Umuttun sanıyordum, Unuttun sen.
 Şimdi hangi toprağı avuçlasam, İçinden yol arayan bir solucan çıkıyor. Ve hangi denize taş atsam, Gidip masum bir yunusu vuruyor. Yollarımı tıkadın, Hedefimi şaşırttın sen Umuttun sanıyordum, Unuttun sen.
 Artık kaç intihar öldürür İçimde ölümsüzleşen seni. Ve hangi mezar kucaklar Böyle nefes alırken beni. Şu yıllardır can kusan ruhumun ciğerine Taptaze, mis gibi bir nefestin sen Umuttun sanıyordum, Unuttun sen.
 Şimdi hangi büyücü fayda eder Senden büyülenmiş gözlerime. Ve kaç bin kırbaç kar eder Sensiz küfürle dolmuş sözlerime. Yıllardır yazdığım aşk tezimi Sayfa sayfa çürüttün sen. Umuttun sanıyordum, Unuttun sen.
 Artık hangi dağda arayayım Gönlümün kırlarına yeni bir ceylan. Gözyaşlarım yüzümün yamaçlarında Damla damla heyelan. Şu cehennem gibi yanan yüreğime Bembeyaz, sepserin bir buluttun sen. Umuttun sanıyordum, Unuttun sen. Unuttun sanıyorum, Umuttun sen...

|
benden sana askının hatırası
|
|
senden ayrı gunlerımı nasıl anlatsam kı bılemıyorum!! acıları sırtıma semer yaptın ustume tonlarca agırlıklar yukledın. anıların umutların kaldı bende! yarım kalan gunlerın ardında bırde hosgeldın dedım hastalıgıma.toprak olan kalbıme betondan bır yapıya dondurdum. nefret kın hepsı ıcınde sevgı gulerımı soldurdun hosgeldın hosgeldın hastalıgım. ısyanım sana dıyıl yazılan kaderıme alın yazıma ne asıklar gıbı konustuk nede koklasabıldık hep uzaktan sevdık hasretle yandık ruhum sıkısmakta canım bedenımden cıkmakta sankı sana kavusmakta gıdıyorum son deva bu sefer ne dıye yanarken senın hasretıne nasıl gıdıyorum bır anlasana elveda elveda bu ayrılık aksamında belkı kavusurum sana senız ben nefes alamıyorum gel canım gel yanıma sokul soguk gecelerde anlat bana bensız gecen senelerını bır resmın var bende ne guzel bakmısın bırde gulucukler sacmıssın bırde arkasına yazmısın benden sana askının hatırası | October 15
|
|
|
|
|
|
|
Ne çok sewmiştim seni!!!
ağlasam sesimi duyar mısın? söylesene,susturabilir misin beni? sewsem seni delice; durdurabilirmisin ki?
hani bir resmin wardı cüzdanında. yanında benim,bıraktığın şimdi hiç birşey yok hatıralarda, düşündükçe ağladığım
nasıl sewdin ki sen beni? aşkın çoğu azı olmaz. sorarım,nasıl bıraktın? böyle wazgeçmek olmaz.
şimdi herşey anlamsız olacak. kırık dökük anılarla.. biliyorum,yeniden başlamak zor olacak. kalbimdeki yaralarla..
bu yaptığın yanına kalırmıydı sence? ama sewiyordum seni işte. bilseydim,sana bağlanırmıydım? beni gerçekten sewmemişsin bence...
öyle çok hayal kurdum ki senle. neden,neden bana izin werdin?? niçin,ummadığım anda; hayallerimi frenledin??
hayallerim boş artık güwenim ilk günkünden az çünkü. biliyorum,bir o kadar daha hayal kuracağım. ama yine boşa çıkacak.
ne çok sewmiştim seni. sende böyle sewseydin beni... anladım ki benim sewgimin anlamı yokmuş.beni ondan daha fazla sewen çokmuş.
resimleri ellerimde,baktıkça ağlıyorum. gözlerim bir pınar. duygularım param parça; kalbim kırılmış virane...
içimde hep bi korku... beni hep sewsin istiyorum. o günden beri dünyam karardı,güneşim kayboldu. hep ellerini tutmak istiyorum... | | September 06
Besinci Mevsim
hani
gidiyorsun ya,
her sey donuyor aniden
üsüyor yüregim
ellerim buz
ama,
______sana KIS'sin diyemem
hani,
bir ses,bir nefes bekliyorum
ne ses,ne nefes gelmiyor ya senden
dökülüyor yüregimin yapraklari
ama,
______sana SONBAHAR'sin da diyemem
hani,
geliyorsun ya habersiz,aniden
aciyor ruhumun cicekleri
gökkusagi geciyor üzerimden
ama,
______sana iLKBAHAR'sin da diyemem
hani,
askin alevi sariyor ya
yaniyor yüregim
titriyor bedenim,seni beklerken
ama,
_____sana YAZ'sin da diyemem
sen benim
bilmedigim
görmedigim
tatmadigim
hic yasamadigim
_____besinci MEVSiM'sin
SENİ YAĞMURDAN SONRA SEVECEĞİM
Şimdi git.. Say ki, seninle içinden sevda geçen bir türkü söylemedik.. Say ki, gece mektuplarını, en güzel aşk şiirlerini beraber ezberlemedik.. Say ki, sevda trenini kaçırdığım durakta bir süre beraber beklemedik.. Sen git.. Ben gelemem bu yürekle.. Ya da kal.. Eylül yağmurlarını bekle..
Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Saçlarıma ak düşmemiş halimle.. Sen yaşlardayken.. Onsekizimde, yirmimde.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Kaldırımların ıslak ve temiz haliyle.. Yaşlı yüzüm delikanlı yüreğimle.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Aşksız geçen onca yılı yakacağım.. Sevda alevinde kendi ellerimle...
Şimdi git.. Say ki, seninle sahildeki çardakta hiç dondurma yemedik.. Say ki, oturup konuştuğun yaşlı ve yabancı bir adamdı.. Ve sevdadan hiç söz etmedik.. Say ki, hiç gülmedik.. Aynı şeyleri sevmedik.. Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Kimse bilmeyecek, herkesten gizleyeceğim.. Yağmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada.. Seninle gökkuşağının altından geçeceğim.. Seni yağmurdan sonra seveceğim.. Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim.. Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak.. Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim.. Ben seni yağmurdan sonra seveceğim..
Ve bir gün ölürsem senin gözlerinde öleceğim.....

Hayatıma girdiğinde küçüçük bir damlaydın.
Dokunsam büyün bozulacaktı.
Dokunmadım..
Sadece yaşadım seni..
Sonra büyüdükçe büyüdün koca bi okyanus oldun ucsuz bucaksız.
Dokunmak için sabırsızlandım..
Ve...
Dokundum sonunda bu okyanus'a..
Korkmadım derinliğinden aşık olmuştum bi kere..
Aşk böyle olmalıydı ve sen aşktın.
Derinliğine çektin beni ben o derinlikde kendimi buldum..
Derinliklerde kaybolursun ya ben kaybolmadım.
Sen o derinlikde bi hayat verdin bana aşk adına..
Artık bi başka gülüyorum,nefes alışım bi başka, bakışlarım tarifsiz ...
Herseyim bi anlam kazandı senle...
Sen bana neler yaptığını bilemessin ama küçük bi ayrıntı bil istiyorum..
Küçük bi yüreğim var her an sen diye atan sen en başta yüreğimin atışısın.
Çünkü en önemlisi bu , yürek hep atar ömrün oldukça ama yüreğimi biliyorum.
İlk defa bunu yaşıyor..
Benim yüreğim hiç bukadar güzel anlamlı atmadı...
Böyle bi aşk işte...
Seni severken yorulmadım.Çünkü sen yaşam kaynağıydın.
Hergün yenilendim.
Seninle çoğaldım,büyüdüm.
Eksık kalan neyim varsa tamamladın...
AŞIĞIM işte ötesi yok.....

Ben bu gece inadına seni düşündüm... Ellerini düşündüm, gözlerini düşündüm taparcasına, bana verdiğin mutluluğu düşündüm...
Sonra; istemeden seni bir başkasıyla düşündüm kıskançlık damarlarımda dolaştı sabaha dek. bir görmeliydin nasıl perişandım...
Ben; bu gece sana geldim. Yokluğun öyle koydu ki yüreğime; dayanamazdım. Ne karanlık nede korku dinledim. Sadece sendin bu gece gözlerimde büyüyen...
Sonra; bir türlü utanç duvarını aşamadım. Bilirsin ben kendimden de utanırım. Paramparça geri döndüm kapından...
Ben; bu gece bütün benliğimi sana verdim. Dualar yağdırdım gökten üzerine... nin-niler söyledim sevgi sözcükleriyle... yıldızlardan evler yaptım ikimze küme küme... şafaklardan ağ ördüm sevgimizin ölümsüzlüğüne senden habersiz!
Ve ilk kez yalnızlığıma ağladım bu gece!

|
Susturulmuş bir şarkıydı, Yaşamak benim için. Seni gördüm, Yüreğimden dökülüverdi notalar. Dudaklarımda nağmeydi adın, Ne güzel şarkıydın !
Gittin ! Ardından suskun kaldı yüreğim. Şarkılar ise inatla; "Lale devri çocuklarıyız, zamanımız geçmiş" diyor. Gözlerin gözlerimde hala Ama artık ellerin yok.
Biliyorum, birgün yine, Tüm şarkılar susacak. Gerçeğe dönecek tüm renkler. Ve birgün "Artık Unuttum" deyip Kendimize yalanlar söyleyeceğiz. Ama hep özleyecek, Hep özleneceğiz. | | | | September 05
Ben, dağlar ve kardelen
Özlemek duygusunu öldürmeye çalıştığım anlarda,
Gözyaşı olup aktın yüreğime.
Kırılgan kalbimin çatlaklarında kayboldum ilkin,
Sonra tebessümünün aydınlığında buldum parçalarımı.
Yüksek dağlarda erişilmesi zor bir kardelendin sen.
Sana ulaşmaya engel önce bendim dağlardan evvel.
Önyargılarımın çıkmazında tükettim tüm gücümü.
Sen kardelendin sonsuzluğa özlemdin.
Beklemek düşüncesinden kaçtığım anlarda,
Ümitten bir el oldun, çaldın gönül kapılarımı…
Ben dağlar ve kardelen,
Hedef varsa yolda vardı ve dağ ne kadar yüksek olursa olsun,
Yol üzerinden geçmiyormuydu kardelen.
Yalnızlık hissiyle bunaldığım anlarda,
Dünyamı aydınlatan ay oldun karanlık gecelerimde.
Şimdi kardelen düşünüyorumda,
Ben artık karanlık geceleri sevmeye başladım,
Ay’ı bana gösterdiği için,
Karanlık olmasaydı ay hiç doğmayacaktı!
Ben artık beklemeyi sevdim,
Gelmek ihtimalinle heyecanlandığım için,
Mesafeler olmasaydı buluşmalar olurmuydu kardelen?
Ben artık özlemek duygusunu özlüyorum,
Kavuşmanın pembeliğinde kaybolmak için.
Ve ben artık dağları seviyorum,
Kardeleni soğuk bağrında barındırdığı için.
Aslında kardelen dağda bahane,
Ben, seni seviyorum…
Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki... Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı...
“Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.
“Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi. “Kahveme koymak için.”
Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz! Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.
Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var.” dedi.. Delikanlı anlattı: “Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum... Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar. Onları ve evimi öyle özlüyorum ki...”
Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının... Kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri... Ev duyusu olan biri... Kız da konuşmaya başladı. Onun da evi uzaklardaydı. Çocukluğu gibi...
O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu... Tatlı ve sıcak. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii... Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu... Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü...
40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden sonra aç” diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle diyordu, satırlarında: “Sevgilim, bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.
İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok...
İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve rezil bir tat. Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da...”
Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında birgün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey?” diye soracak oldu..
Gözleri nemlendi kadının... Çok tatlı!.. dedi.....
July 26 ZENGİNİN FAKİR FAKİRİN ZENGİN OLDUĞUNU
VE DİRİNİN ÖLDÜĞÜNÜ DUYARSAN İNAN
ANCAK AHMAĞIN AKILLANDIĞINI DUYARSAN ASLA İNANMA
Güney Afrika'nın Cape Town şehirindeki bir hastahanede devamlı olarak gizemli ölümler oluyordu.
Hemşireler haftalardır üst üste her cuma günü 311 numaralı yoğun bakım odasına yatırılan hastaları ölü bulmaktaydılar.Bu sırlı ölümlere uzun süre açıklama getirilemedi.Herkes meselenin çözümü için seferber oldu;uzmanlar odanın havasını bakteriyolojik olarak kontrol ettiler.Güney Afrika'nın önde gelen bilim adamları ölenlerin aileleri ile 3 hafta boyunca görüşmeler yaptılar.Hatta işin içine polis de girdi ve akla gelen her ihtimal tek tek değerlendirildi ancak onların araştırmaları da sonuçsuz kaldı.Ve tabii bu arada 311 numaralı odadaki hastalar sebepsiz olarak ölmeye devam ediyordu.
Son çare olarak hastaların kaldığı 311 numaralı yoğun bakım odası sürekli gözlem altına alındı ve sonunda odadaki ölümlerin nedeni ortaya çıktı.
Sonuç çok trajikomikti;cuma sabahı saat 6 da odaları temizleyen temizlikçi kadının hastanın bağlı bulunduğu solunum cihazının fişini çekerek,kendi elektrik süpürgesinin fişini taktığı ve işini bitirdikten sonra solunum cihazının fişini tekrar yerine takıp gittiği görüldü. Günlerden bir gün,bir baba ailesiyle birlikte oğlunu köye götürdü.Bu yolculuğun tek gayesi vardı;baba insanların ne denli fakir olabileceğini oğluna göstermek istiyordu.
O gün çok fakir bir ailenin çiftliğinde kaldılar.Ertesi gün tekrar şehirdeki evlerine dönen baba oğluna sordu:"Köyde gördüklerinden sonra insanların ne kadar fakir olabileceklerini anlamışsındır sanırım şimdi anlat bakalım bana bütün gördüklerini va fakirliği.... dedi"
Zengin babanın oğlu gördüklerini ve köydeki fakirliği şöyle özetledi:
"Bizim evde bir köpeğimiz var onların dört köpeği vardı.Bizim evde,bahçenin ortasına dek uzanan havuzumuz var onların ise sonu olmayan dereleri var,bizim bahçemizde lambalarımız onların bahçesinde yıldızları var.Bizim görüş alanımız ön avluya kadar,fakat onlar bütün gökyüzünü görebiliyorlar."
Ve çocuk babasının hayret dolu bakışlarına aldırmadan devam etti:
"Teşekkür ederim baba,ne denli fakir olduğumuzu gösterdiğin için...!"
July 25 Çocuk çok esmerdi.
Arkadaşlarına nedenini şöyle anlattı:
"Leylek beni anneme getiriken çok yorulmuş ve
Bir bacanın üzerine konmuş.
Dinlenirken bende bacanın dumanından böyle esmer olmuşum."
İlkokulun birinci sınıf öğrencileri bir aile fotoğrafı üzerinde tartışıyorlardı.Fotoğraftaki küçük erkek çocuğun saç rengi ailenin öteki fertlerinin saç renginden değişikti.Öğrencilerden biri,o küçük erkek çocuğunun belki de evlat edinilmiş olabileceğini söyledi.
Onun bu sözünü duyan jocelynn JAY adındaki küçük kız öğrenci,birden sesini yükseltti:"Ben evlat edinilme konusunda herşeyi bilirim çünkü bende bir evlatlığım."dedi.
Sınıftaki bir başka öğrenci sordu:"Madem biliyorsun,bizede anlatsana.Evlat edinilmek ne demektir?"
Jocelynn,kendinden son derece emin bir şekilde bilgisini özetledi:"Annenin karnında değil yüreğinde büyümüşsün demektir."
July 23
Aşk İki Kişiliktir
Değişir yönü rüzgarın Solar ansızın yapraklar; Şaşırır yolunu denizde gemi Boşuna bir liman arar; Gülüşü bir yabancının Çalmıştır senden sevdiğini; İçinde biriken zehir Sadece kendini öldürecektir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk, iki kişiliktir. Bir anı bile kalmamıştır Geceler boyu sevişmelerden Binlerce yıl uzaktadır Binlerce kez dokunduğun ten; Yazabileceğin şiirler Çoktan yazılıp bitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına. Aşk, iki kişiliktir Avutmaz olur artık Seni bildiğin şarkılar; Boşanır keder zincirlerinden Sular tersin tersin akar; Bir hançer gibi çeksen de sevgini Onu ancak öldürmeye yarar: Uçarı kuşu sevdanın Alıp başını gitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına. Aşk, iki kişiliktir. Yitik bir ezgisin sadece Tüketilmiş ve düşmüş gözden; Düşlerinde bir çocuk hıçkırır Gece camlara sürtünürken; Çünkü hiç bir kelebek Tek başına yaşamaz sevdasını, Severken hiç bir böcek Hiç bir kuş yalnız değildir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk, iki kişiliktir.
July 14
|
yüregimde bir sen var
|
|
yüregimde kapılar var!! belki gelirsin diye odalar açıyorum herbirine.. yüregimde çaresizlik var!! sensizlige attıgım her adım, biraz daha gem vurur ömrüme.. yüregimde bir sen var!! olmadığın kalabalıklar beyhude.. yüreginde aşkına sefil bir ben! yoksan mutluluk ne çare.. |

|
BENİM HİÇ SENİM OLMAMIŞ GİBİ
|
|
varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın.. sensiz kalma ihtimalı olmayacak, alayına kurulmuş cümlelerin sonunda.. belki bir kaç satır arasında unutulacaksın, bir müddet sonra.. içimden olmayacak , boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim.. hani hep kızardın ya, konuş konuş derdin... haykırabilirmiyim korkaklığını.. bıraktığın bu mavi düşleriyşe mavi yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabirmiyim dersin, susarmıyım, gülüp geçermiyim yoksa...?? aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı.. seni hiç tanımamış gibi, yaşamımı sürdürmeliyim.. var olduğum her yer aşkın şehri olmalı artık yeniden sevmenin sevilebilmenin yeri her yer. zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olamalı benim için.. evet sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni.. yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına.. kopan takvim yaprakları, sensiz geçen günleri saymamalı, yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım.. kabullenmeli, hazmedilmeli, aldırmamalı, hatta sana hak verebilmeliyim.. bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için.. zira yoksun ''sanki benim hiç senim olmamış'' ''sanki biz hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat sarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gıbi
o kendini biliyorr... |

|
|
|
Bir sabah, Zamanı durdurdun sen... Ayrılığı ekledin sonbahara Mevsimin bütün bulutları, Gözlerimde birikti de Ben yağamadım bakışlarına...
Söyle! Hangi güneş Baharı getirecek şimdi bana? Kadehimiz ayrılağa kalkmadı ki hiç Ben nasıl içebilirim yokluğuna...
Belki, Zamansızdı sevgim En az gidişin kadar! Elde değil bu. Sen hiç eylülde sevip de Vakitsiz hüzünlere beyaz bayrak salladın mı? Bilemezsin sevdiğim... Nasıl da koyuyor adama güzün geri kalanı...
Doğduğum gündeyim şimdi. Yoksun... Bir başıma içip, Kağıda gidişini karaladım... Hazanda sevmek akıl kârı değilmiş sevgili Anladım...
|
| | | | | | | |
|
|
|
|